Türk sinemasında romantik-dram türü dendiğinde akla ilk gelen filmlerden biri olan “Bir Küçük Eylül Meselesi” (2014), yayınlandığı dönemde izleyicileri zekice yazılmış senaryosu ve sarsıcı finaliyle derinden etkilemişti. Bu yazımızda ”Bir Küçük Eylül Meselesi Nerede Çekildi” sorusuna cevap bulacağız. Farah Zeynep Abdullah ve Engin Akyürek’in başrollerini paylaştığı bu unutulmaz yapım, sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda hafıza, kayıp ve fedakarlık üzerine kurulu hüzünlü bir bulmacayı andırıyor.
Peki, bu dokunaklı filmin konusu tam olarak neydi ve o büyülü atmosfer nerede yaratıldı? Gelin, “Bir Küçük Eylül Meselesi”nin dünyasına yeniden dalalım.

Bir Küçük Eylül Meselesi Konusu: Kayıp Bir Ayın Peşinde
Film, İstanbul’un ışıltılı ve “mükemmel” hayatını yaşayan genç bir kadın olan Eylül (Farah Zeynep Abdullah) üzerine odaklanır. Güzelliği, neşesi ve popülerliğiyle çevresindeki herkesin hayran olduğu Eylül, rüya gibi bir hayat sürerken korkunç bir trafik kazası geçirir.
Uyandığında, hayatının son bir ayını, yani “Eylül” ayını tamamen unuttuğunu fark eder. Ailesi ve arkadaşları ona her şeyin yolunda olduğunu, bu bir ayda önemli bir şey yaşanmadığını söylese de Eylül, içinde bir şeylerin eksik olduğunu hisseder. Hafızasının bu kayıp parçasının peşine düşmeye karar verir.
Elindeki tek somut ipucu, o dönemde alındığını fark ettiği Bozcaada’ya bir bilettir. İçgüdülerini takip ederek adaya giden Eylül, orada adanın “tuhaf” ve içine kapanık bir ressamı olan Tekin (Engin Akyürek) ile karşılaşır. Tekin, Eylül’ü tanıdığını ve o kayıp bir ayda birbirlerine delicesine aşık olduklarını iddia eder. Eylül ise bu pasaklı ve garip adama dair hiçbir şey hatırlamamaktadır. Film, Eylül’ün bu gizemli adamla birlikte kayıp anılarının peşine düşmesini ve o “küçük Eylül meselesi”nin ardındaki sırrı çözme çabasını anlatır.

Bir Küçük Eylül Meselesi Nerede Çekildi?
Filmin o melankolik ve büyülü atmosferini yaratan en önemli unsurlardan biri de şüphesiz çekim mekanıdır. “Bir Küçük Eylül Meselesi”, büyük ölçüde Çanakkale’nin Bozcaada ilçesinde çekilmiştir.
Filmin yönetmeni Kerem Deren, Bozcaada’yı sadece bir fon olarak kullanmamış; adanın rüzgarını, serin denizini, ıssız sokaklarını ve sonbahar melankolisini hikayenin ana karakterlerinden biri haline getirmiştir. Tekin’in yaşadığı taş ev, adanın otantik dokusu ve o meşhur rüzgar gülleri, filmin gizemli ve hüzünlü ruhunu mükemmel bir şekilde yansıtmıştır. Filmin İstanbul’da geçen sahneleri ise Bozcaada’nın bu bohem ve sakin dünyasıyla keskin bir kontrast oluşturur.
Bir Küçük Eylül Meselesi İnceleme ve Analiz: Bir Aşk ve Hafıza Bulmacası
“Bir Küçük Eylül Meselesi”ni diğer romantik filmlerden ayıran en önemli özelliği, senaryosunun zekice kurgulanmış yapısıdır. Film, izleyiciyi de Eylül’ün hafızasının içine sokar; biz de onunla birlikte şüphelenir, onunla birlikte keşfederiz.
- Oyunculuklar: Farah Zeynep Abdullah, “parlak İstanbul kızı”ndan hafızası karışık, kayıp bir kadına dönüşümünü çok inandırıcı bir şekilde yansıtır. Ancak filmde asıl parlayan isim, Engin Akyürek‘tir. Akyürek, sosyallikten uzak, kendi dünyasında yaşayan ama içi sevgi dolu “Tekin” karakterine olağanüstü bir derinlik katar. Onun bakışları ve sessizliği, filmin en güçlü diyaloglarından daha fazlasını anlatır.
- Atmosfer: Bozcaada’nın sonbahar atmosferi, filmin duygusal tonunu belirler. Bu, tipik bir yaz aşkı hikayesi değildir; daha çok bir sonbahar hüznü, bir veda havası taşır.
- Sarsıcı Final: Filmi unutulmaz kılan asıl şey, şüphesiz o ünlü “ters köşe” finalidir. Son ana kadar izleyiciyi farklı bir yöne inandıran senaryo, finalde yaptığı hamleyle tüm hikayeyi yeniden yazdırır. Bu son, filmi basit bir aşk hikayesi olmaktan çıkarıp, fedakarlığın ne kadar ileri gidebileceğine dair sarsıcı bir dramaya dönüştürür.
Sonuç olarak “Bir Küçük Eylül Meselesi,” atmosferi, güçlü oyunculukları ve en önemlisi hafızalardan silinmeyecek finaliyle Türk sinemasının en özel işlerinden biri olarak arşivlerdeki yerini koruyor.
Sinema ve dizi dünyasındaki yolculuğunuza diğer yazılarımızla devam edin.

Ben, sinemedunyasi.com’un kurucusu ve içerik yöneticisiyim.
Yaklaşık 5 yıldır sektörden edindiğim deneyim ile sinema ve dizi dünyasına olan derin tutkumu, titiz bir araştırmacının ve deneyimli bir editörün bakış açısıyla birleştiriyorum. Amacım; en güncel, en doğru ve en ilgi çekici içerikleri sizlere ulaştırmak. Popüler kültürün nabzını tutan, perde arkası detaylara inen analizlerle, sinema dünyasının kapılarını sizin için aralıyorum.




